Anında Sorgulamak-3

İşin sihri her düşündüğümüzün, söylediğimizin ve yaptığımızın nedenini sorgulamakta yatıyor. Elbette gün içinde herşeyi böyle sorgulamak belki mümkün değildir ama bu konuyu aklımıza tutmaya çalışmak ve sıksın uygulama bize alışkanlık kazandıracaktır.

Şimdi bir profesyonelden iki örnek.

a) Neden kolayca cesaretim kırılıyor: hevesle başladığım bir işin sonu istediğim gibi olmayınca isteğim kayboluyor.Başka insanlar gibi hırslı ve azimli değilim. Başlamak için heyecan duyduğum bir işin başında bile bir kişi bu işle ilgili olumsuz bir söz sarf ederse hemen cesaretim kayboluyor.

Eksik kalmış bir benlik algısı size, egonuzu korumanın imajınızı olumlu yönde geliştirmekten daha önemli olduğunu dayatıyor. Egonuza zarar gelebileceği korkusuyla, başarısından emin olamadığınız hiçbir şey için riske girmiyorsunuz. Neler kazanabileceğinizden daha çok neler kaybedebileceğinizle ilgileniyorsunuz. Sonucundan emin olmadığınız hiçbir işe girmiyorsunuz. Bir işin riski küçük ise o işe başlıyor afakta risk artarsa kaçmak için yol arıyorsunuz. Dikkatinizi sonuca veremediğiniz için cesaretiniz kolayca kırılıyor. Zorlukları üstesinden gelinmesi gereken engeller olarak değil kaçınılması gereken tehlikeler olarak görüyorsunuz. Her an her şey olabilir ve bunu bilmek sizi rahatsız ediyor. Eğer geçmişte hayal kırıklığına uğradıysanız, sorumluluklarınızı yerine getirmemek için bunu mazeret olarak kullanırsınız. Bir iş için çok enerji harcamazsanız, sonucu hakkında endişelenmezsiniz.

Kırılgan egonuzu koruma ihtiyacından kurtulmanın en etkili yolarından biri işin içine egonuzu katmadan iyilik yapabileceğiniz durumlar yaratmaktır. Başkaları için zamanınızı, enerjinizi, yeteneklerinizi, paranızı ve sahip olduğunuz diğer kaynakları karşılık beklemeden harcadığınızda bunun hiç umulmadık yararları olduğunu görürsünüz. Karşılıksız vermek kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlar. Gönüllü girişimler, size, takım halinde çalışmak, işbirliği yapmak, bir topluluğu ait olmaktan gurur duymak, bir krizi önlemek yada birinin mutlu olmasını sağlamak gibi fırsatlar sunar.

Sizi amacınıza ulaştıracak yol boyunca elde ettiğiniz küçük kazanımların tadını çıkarırken amacınıza da odaklanmış halde kalın. Hayal kırıklığının sizi engellemesine bir daha izin vermeyin. Tesbit edilmeye değer bütün dönüm noktalarını belirleyin ve hedefe giden yolda direnciniz kırılmadığı için kendinizi ödüllendirin.

Karşınıza çıkan engelleri niyetinizi zayıflatmakta değil pekiştirmekte kullanın. Zorluklar karşısında asla vazgeçmeyen kişilerden ilham alın. İnsanların çağlar boyunca baş etmek zorunda kaldıkları güçlüklerin bilincine varmak kendi zorluklarınızı daha geniş bir açıdan görmenizi ve aşabilmenizi sağlar.

b) Neden en küçük, en aptalca şeyleri bile kafama takıyorum: Herhangi bir şey olabilir; düğmemin kopması, yolda yürürken birinin omuzuma çarpması… Huysuz ve fevri birisi olarak tanınırım. Bir anda çileden çıkabiliyorum. Sebebinin ne olduğu, karşımdakinin kim olduğu önemli değil, bir anda hiddetlenip düşmanca, saldırganca bir tutum içine girebiliyorum. Özellikle de söylediklerimi anlamayan insanlar beni deli ediyor.

Belki de hayatınızda enerjinizi yönlendirebileceğiniz hiçbir şey yoktur. Tutkularınızı ve enerjinizi aktarabileceğiniz bir şey olmadığında demir atabileceğiniz bir limanınız da olmaz; bu da sağlıklı bir bakış açısına sahip olmanızı güçleştirir. Bu yüzden hayatta neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ayırt edemezsiniz. İnsana bakış açısını amaçları ve odaklandığı konular verir. Dikkatinizi vereceğiniz bir şey yoksa bakış açınızı kaybedersiniz. Küçük ve önemsiz şeyler hayatınızda olması gerekenden daha fazla yer kaplar. Hayatı gerçek anlamıyla dolu dolu yaşayanlar ufak tefek meselelere takılıp kalmazlar. İşte bu yüzden ölümden dönen insanların hayatlarında büyük değişiklikler olur. Böyle bir durum olaylara farklı bir perspektif kazandırır. Dünyayı nasıl gördüğümüz tamamen bakış açımıza bağlıdır.  Dikkatinizi tümüyle yoğunlaştıracağınız, sizi ileri götürecek bir konunuz yoksa bakış açınızı tamamen yitirirsiniz. Küçücük olaylar hayatınızın bir parçası olmakla kalmaz, hayatınızın kendisi haline gelir. Küçük şeyleri kafanıza taktığınızda enerjinizi ve dikkatinizi büyük işlere veremezsiniz. Zihninizi küçük olaylarla meşgul etmek gerçekten önemli olaylarla ilgilenmenize engel olur. Küçük şeyler yolunuzdan çekilmediğinde giderek daha da hiddetlenirsiniz, çünkü bu şekilde devam edemeyeceğinizin farkındasınızdır. Ruhsal açıdan güvenli bir limana demir atmamış olduğunuz için kafanıza bir şey takıldığında duygusal açıdan çok çabuk felce uğrarsınız. İşte bu yüzden stres ile başa çıkamazsınız. Önemsiz meselelerin bile sizi rahatsız etmesine izin verdiğiniz için hiçbir zaman, hiçbir koşulda kendinizi mutlu hissedemezsiniz. Eğer ilişkileriniz birdenbire, görünüşte ortada bir neden yokken bitiyorsa , sebep sizin bu tavrınız olabilir. Partneriniz hayatta belli bir amacı olmadan oradan oraya savrulan biriyse, bu ilişiyi güvenli bir liman, geçici bir süre tutunacak bir dal olarak görmüş olabilir. Hayatına bir yön vermeyi başardığı anda bu ilişkiye daha fazla ihtiyacı kalmamıştır. Siz partnerinizin size olan duygularının değiştiğini sanırsınız, ama aslında değişen partnerinizin kendisiyle olan ilişkisidir.

Her sabah hayatınızda gerçekten önemli olan şeyleri kendinize hatırlatın.  Sağlıklı bir bakış açısı kazanmak için bundan daha iyi bir yol olamaz. Hala hayatta mısınız ? Özgür bir ülkede mi yaşıyorsunuz ? Hayatınız hakkında kendi başınıza karar verebiliyor musunuz ? Nefes alabiliyor musunuz ? Sahip olduklarınız için şükredin. 

(Örnekler David J. Lieberman ‘ın Anında Analiz isimli kitabındaki örneklerden kısaltılarak aktarılmıştır.)


You May Also Like

About the Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir