Japonlar Başka Dünyadan mı Geldi ?

Japonya bir kısmımızın bildiği bir kısmımızın da bilmediği gibi Asya kıtasının doğusunda Pasifik okyanusunda adalar topluluğu halinde bir ülke. Harita üzerinde baktığınız zaman bu adalar ana kıtaya yakın duruyor. Ülkenin komşuları : batısındaki üç ülke ; Rusya, Çin ve her iki Kore. Nüfusu 2017 itibarıyla 130 milyona yakın, yüzölçümü ise 377,800 km2. Nüfusu bizimkinin 1.5 katı olmasına rağmen yüzölçümü bizimkinin yarısı, haliyle nüfus yoğunluğu oldukça fazla. Ülkenin %70 i dağlarla kaplı, her yıl 1500 den fazla deprem oluyor, kasırgalar, fırtınalar buraya sık sık uğruyor. Ülkede yarısı aktif olmak üzere yaklaşık 200 adet yanardağ bulunuyor.

Tarihi M.S. 1. yüzyıla kadar uzanan bu ülkenin ekonomisi de çok güçlü ; İkinci Dünya savaşında neredeyse yerle bir olan , fabrikalarının %40 çalışmaz hale gelen ve yaklaşık 2 milyon insanını kaybeden bu ülke 2017 rakamlarına göre ABD ve Çin’den sonra dünyanın 3. büyük ekonomisi. Savaştan sonra yeni fabrikalarını daha modern ve yeni teknoloji ile kurdular. Genlerinde var olan çalışkanlık, disiplin ve hırs savaşın öğrettiği acı derslerle birleşince kısa sürede büyük adımlar attılar.

Ekonominin yanında eğitime de önem verdiler. Ülkede okur yazar oranı %99, zorunlu öğretim süresi 9 yıldır. Bunun 6 yılı ilköğretim, 3 yılı orta öğretimdir. İlkokulun amacı , işbirliği ruhunu , bölgesel ve ulusal gelenek bilgisini , uluslararası anlayış düşüncesini , matematik , dil ve bilim yeteneğini , müzik , sanat ve edebiyata olan ilgiyi geliştirmek ve kazandırmaktır. İlkokulun ilk 3 yılında sınav yoktur. İlkokulların %98’inde devletin finanse ettiği  öğle yemeği verilmektedir.

Japon ilkokullarının çok disiplinli olduğu görülmekle birlikte , ortaokullar ilkokullara oranla çok daha ciddi ve çok daha disiplinlidir. İlk öğretimde bir öğretmene 25, orta öğretimde 18, yüksek öğretimde 25 öğrenci düşmektedir. Okullaşma oranı ilköğretim öncesinde % 65, ilköğretimde % 99.9, orta öğretimde % 99, lisede %92 ve yüksek öğretimde % 39 dur. Okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ve dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir.

Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Japonya’da ulusal bütçenin %12 si eğitime, %7.7 si askeri harcamalara ayrılmaktadır. Japon okullarının %90 ında spor salonu, % 75 inde yüzme havuzu bulunmaktadır. Japon okullarında kadrolu hademe veya müstahdem bulunmaz. Okulun işlerini öğrenciler ve öğretmenler birlikte yaparlar,

hatta tuvalet temizliğini bile.

Japonlar ulusal alışkanlık ve gelenekleri konusunda muhafazakardırlar. Diğer ulusların alışkanlıklarını ve geleneklerini ödünç almayı istemezler.

Bu ülkede geçmişin mirası ve yaşlılar büyük saygı görür. Bununla birlikte yeni fikirlere açıktırlar ve faydalı olması durumunda bunları benimsemekte isteklidirler fakat bunların ulusal kimliklerini zedelemesine asla müsaade etmezler. Hiyerarşi ve toplumsal bütünlüğün önceliği her yerde göze çarpar. Bu da kendi görgü ve nezaket kurallarını üretmiştir.
Dakiklik, benlik saygısı ve disiplin hayatın her alanında göze çarpar.İş yerinde gece geç saatlere kadar çalışmak normal kabul edilir. Son yıllardaki rakamlara bakıldığında çalışma saatlerinin Avrupa standartlarına çekilmeye başlandığı görülse de Japonlar çalışmak için yaşıyor diyebiliriz. Kişisel sınırlara saygı duyarlar ve başkalarının özel hayatına ilgi duyma eğilimleri yoktur. İsraf onlar için önemli bir konudur, lüks yaşama özlem duymazlar. Güzelliği görmek Japon zihniyetinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Japonya geleneksel doğu kültürünün ve Batı etkisinin iç içe yaşadığı bir kontraslar ülkesidir. Günlük yaşamın bütün ortamlarında ; sokakta, yolda, iş yerinde, alış veriş yaparken veya kurumlarda saygı ve kurallara uymanın önemli bir yer tuttuğu görülür. Örneğin bir mağazaya girdiğinizde çalışanların sizi eğilerek karşılaması ve uğurlaması normaldir.

Siz de parayı veya kredi kartını iki elinizle tutarak uzatmalısınız, aksi halde kabalık olarak algılanır. Bireye saygı ve kurallara uyum kültürünü en olağandışı durumlarda bile görebilirsiniz. Hatırlarsınız 2011 yılında Japonya’da 9 şiddetinde bir deprem,

tsunami felaketi ve ardından Fukuşima Nükleer Santralinin soğutma sistemi tsunami yüzünden bozulduğu için Çernobil benzeri bir radyasyon felaketi yaşanmıştı. İşte tam bu sırada Japonya’da ne oldu, ne olmadı kısaca inceleyelim : 

Ağırbaşlık : Dövünme, aşırı ızdırap ifade etme görüntüsü olmadı, ama üzüntünün kendisi yüceltildi.

Onur : Su ve yiyecek kuyruklarında kaba kuvvet, itişme kakışma veya sert el kol hareketi görülmedi, disiplin ve sakinlik hakimdi.

Yetenek : Binaların yıkıldığı her tarafı enkaz ve tozun doldurduğu bir felaket görüntüsü ortaya çıkmadı ama binalar çok şiddetli sallandı.

Erdem : İnsanlar yiyecek ve içecek satan mağazalara hücum edip stok etmek üzere çantalarını doldurmadılar, diğer insanlar da birşeyler alabilsinler diye sadece ihtiyaçları kadar alışveriş ettiler.

Düzen : Hırsızlık, yağma, sokaklarda delicesine hareket eden insan ve arabalar görülmedi, sakinlik ve düzen hakimdi.

Özveri : Fukuşima Nükleer santralında bulunanlar kaçıp bir an önce canlarını kurtarmak için ortadan kaybolmadılar, 50 çalışan santralı soğutmak üzere deniz suyu pompalamak için reaktörlerin içinde kaldı.

Duyarlılık : Felaketi fırsat bilenler fiyatlarına zam yapmadı, aksine lokantalar indirim yaptı, zayıflar ezilmedi güçlüler zayıflara baktı, korunmayan bankamatiklere ise kimse saldırmadı.

Eğitim : Yaşlılar ve çocuklar da dahil olmak üzere herkes ne yapacağını biliyordu ve yaptılar.

Medya : Bültenlerinde kendilerini mükemmel bir şekilde dizginlediler.

Vicdan : Bir mağazada alışveriş sırasında elektrikler kesilince insanlar aldıkları ürünleri tekrar raflarına koydular sessizce mağazayı boşalttılar.

Bütün bunlar bir masal senaryosu gibi geliyor değil mi ? Hele son maddede insanların aldıkları ürünleri tekrar yerlerine koyduğunu okuyunca insan sormadan edemiyor : Hiç mi kimse bir tane şey alıp cebine atmadı be kardeşim … ?

Hayır, bir kişi bile cebine bir şey atmadı. Sizleri şaşırttıysam üzgünüm !

You May Also Like

About the Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir